0

Celeste Hikaye : Yıldız Kraliçesi’nin Yükselişi

Yazar @admin05 Ocak 2016

Celeste Hikaye : Yıldız Kraliçesi’nin Yükselişi

Vox ayağını yere vurup, “Söyler misin, bu partiyi boşuna düzenlemedik, değil mi?”

dedi.

Celeste, Audacity’nin üst güvertesinden eğilip Vox’un pirinç teleskobuna gözünü

dayadı ve aşağıya, Mont Lille’yi koruyan güçlendirilmiş kapının ardına konuşlanmış,

Fırtına Kraliçesi’ne hizmet eden üniformalı askerlere baktı. Celeste’nin hava filosu

süzülüp etraflarına dizildi. Fırtına Kraliçesi’nin işgal ettiği yarım düzine şehirden

topladığı, eli silah tutabilen insanlardan oluşan karmakarışık ordusu, kapının dışındaki

yolda bekliyordu.

celeste_hikaye

Cilalı zırhlarıyla göz dolduran bir avuç Gythia’lı, bilenmiş kılıçları, gaddar bakışlarıyla

Celeste’nin arkasında yarım daire oluşturmuş dikiliyordu. Savaş büyücüsü, eski

zamanlara aitmiş gibi gelen azametli aksanıyla “Vakit geldi, efendimiz,” dedi. “Ateş

emri vermeniz lazım.”

Celeste teleskobu Vox’a uzatıp “Ön saflara bak,” dedi.

Vox teleskobu gözüne dayayıp odağını ayarladı. Omuzları çöktü. “Çocuklar,” dedi.

“Fırtına Kraliçesi’nin çocuk ordusu.”

Gythia’lılardan biri, ses tonuna hakim olmaya çalışarak konuştu: “Biliyorsunuz zaten,

Fırtına Kraliçesi çocukları küçük yaşta toplayıp savaşçı olmak için eğitir.”

Celeste, “Bizim de kaderimiz öyle olacaktı,” dedi. “Çocukları savaşta ön saflara

sürecek kadar ileri gideceğini bilmiyordum.”

“Kraliçe işine yarayacaksa her şeyi yapar. Sizin çocuklara saldırmayacağınızı

düşünüyor.”

Vox, “Ne berbat iş,” dedi.

Celeste mırıldandı: “Doğru düşünüyor.”

Savaş büyücüsü, “Artık geri dönülemeyecek bir noktaya geldik,” diyerek planı

savundu. “Sizin doğumunuzdan bu yana bu planın gerçekleşmesini bekledik. Mont

Lille’yi kraliçe burada yokken ele geçirmezseniz…”

“Kraliçe olan benim. Mont Lille benim şehrim. Bunlar da benim insanlarım.

Hükümdarlığımı kendi askerlerimi öldürerek mi kuracağım? Çocukları yakıp küle

çevirerek mi? Gythia’nın bu plandaki sorumluluğu, gün doğduğunda kaybolup gitmiş

mi olacak?” Celeste bakışlarını Gythia’lının gözlerine dikti, adam gözlerini kaçırana

kadar bekledi, ardından yine teleskobu aldı ve gözlerini kısıp baktı. “Vox? Sesimin ne

kadar yüksek çıkmasını sağlayabilirsin?”

Vox bir kahkaha attı. “Gürültü yapabilir miyim diye mi soruyorsun?” Avucunu

mikrofon gibi tutup ağzına götürdü.

Celeste ağzını açtı ama sonra yeniden kapadı. Vox’un elini itip fısıldadı: “İyi bir

kraliçe ne söylemesi gerektiğini bilir mi?”

Vox dişlerini gıcırdattı ve elini yine ağzına götürdü. “İyi kraliçeler doğruyu söyler.”

Celeste dağın eteklerinde uzanan şehre baktı, titreşen her ışık, şehrin kapısındaki

düşmandan korkan bir canı gösteriyordu. Fırtına Kraliçesi’nin ordusundan bir uğultu

yükseldi ve büyüyle birden canlandı.

“Sevgili halkım!” diye bağırdı Celeste, sesi kapıyı aşıp yerde bekleyen birliklerin ve

hava araçlarının üzerinden geçerek annesinin doğduğu şehirde yankılandı. “Bir

diktatörün hazine sandıkları dolsun diye bir nesildir devam eden bir savaşa girdiniz.

Özgürlüğünüzü feda ettiniz. Çocuklarınızı savaşa kurban verdiniz. Bu akşam sizi bu

zulme son vermeye çağırıyorum. Ben Mont Lille’yi fethetmeye gelmedim, tahtın

meşru varisi, Yıldız Kraliçesi olarak burada yaşayıp gözlerimi yine burada yummak

için geldim. Benim onurum ve kanım bu topraklara, sizlere ait. Buraya sizinle

savaşmaya gelmedim, sizinle omuz omuza korkuya karşı savaşmak için buradayım!

Artık korkmak yok!”

Çöken sessizlikte Vox kolunu kız kardeşinin omzuna attı ve ikisi birden aşağıya

baktılar.

Daha sonra, kapının ardından tek bir haykırış duyuldu. Yeni yetme bir oğlanın sesiydi

bu.

“Artık korkmak yok!”

Başka bir ses daha duyuldu “Artık korkmak yok!” Bunu bir başkası izledi, sonra da

başkaları, hepsi de çocuk askerlerin haykırışlarıydı.

“Artık korkmak yok!” Yetişkinler de bu haykırışlara katıldı, onları aralarında Fırtına

Kraliçesi’ne duydukları nefretten başka hiçbir ortak nokta olmayan ayaktakımı ordusu

takip etti, hatta sonra Vox’un goblin tayfası da dışarıda kalmamak için becerebildikleri

kadar bu sözcükleri mırıldandılar. Kendilerini kanlı bir savaşa hazırlamış, sayıları bir

elin parmaklarını geçmeyen Gythia’lılar ise afallamış, birbirlerine bakıp duruyordu.

Savaş büyücüsü, “Bu kadın bir damla kan dökmeden başkenti ele geçirecek,” dedi ama

hava araçlarının hızlanan pervanelerinden gelen ses yüzünden kimse onu duymadı.

Vox Audacity’yi kapının üstünden sürdü, şehir meydanına inmeleriyle birlikte evine

dönen Yıldız Kraliçesi’ni karşılamak isteyen kalabalıklar hava aracının etrafını sardı.

Yazar Hakkında
@admin
Yorum

Cevap Yaz